Gönderen Konu: Atatürk'ten Hatıratlar  (Okunma sayısı 468 defa)

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Atatürk'ten Hatıratlar
« : Ekim 27, 2020, 01:15:44 ÖS »
Atatürk'ün yakın çevresindekilerin anı defterlerinde ya da kitaplarında yazdığı Atatürk'le ilgili anılardan buldukça burada paylaşacağım.


"Atatürk bir gün yaveriyle köşkün bahçesini gezmektedir. Bahçedeki yollardan birinin üzerinde çok yaşlı ve büyük bir ağaç bulunmaktadır. Ağacın yanında dik bir sırt, diğer yanında da suyu çekilen bir havuz olduğundan yolu büyük ölçüde kapatır, yürüyüşü zorlaştırmaktadır. Bahçe mimarı Mevlüt Baysal bunu görünce, "Buyurursanız, derhal keselim paşam." der. Atatürk bunun üzerine mimara öfkeyle bakıp "Yahu, sen hayatında böyle ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin ?" der.

(Niyazi Ahmet Banoğlu, Nükte ve Fıkralarla Atatürk)
Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

ŞarkAkıncısı

  • Kıdemli Üye
  • ****
  • İleti: 314
  • Karma: +25/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • "Aşk-ı Asuman"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #1 : Ekim 27, 2020, 02:23:12 ÖS »
Keser Hocam benimde aklımda vardı bir şeyler ama siz öncü oldunuz. İlerleyen günlerde bende farklı bir kişi hakkında yapmayı düşünüyorum. Teşeekkürler. +1

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #2 : Ekim 28, 2020, 12:58:02 ÖS »
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 97. yıl dönümüne yaklaştığımız şu günlerde bir anıyı daha paylaşmak istiyorum.

Atatürk, 30 Eylül 1924 günü Erzurum'a 2. kere ayak basacaktı. Daha önce 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a gelmiş, 52 gün kalmış; meclisin kurulmasına giden yolda kongrelerin ilkini buraya toplamak için çalışmıştı.
Atlılardan ve yayalardan oluşan büyük bir kalabalık tarafından karşılandı. Erzurum Belediye Başkanı, Mustafa Kemal'i o gün hizmete girecek önemli bir caddenin açılış törenine davet etti.
Açılış için süslenen caddenin başına geldiklerinde, Belediye başkanı: "İzninizle caddeye sizin adınızı vermek istiyoruz" dedi. Atatürk bir an duraksadı, sonra: "Ben faniyim ama Cumhuriyetimiz ebediyen yaşayacaktır. Caddeye Cumhuriyet adının verilmesi daha uygundur." dedi. Ardından da Cumhuriyet Caddesi'nin açılışını yaptı.

(Mehmet Önder, Atatürk Bildirileri, Kültür Bakanlığı Yayınları, 2002)
Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

PLUS

  • Kurucu Üye
  • Yönetici
  • Kahraman Üye
  • *
  • İleti: 6195
  • Karma: +10401/-2
  • Cinsiyet: Bay
  • GÖKÇE
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #3 : Ekim 28, 2020, 11:19:57 ÖS »
konusuz konuların yeri değil Türk Tarih kısmına taşıyorum.

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #4 : Ekim 28, 2020, 11:42:12 ÖS »
konusuz konuların yeri değil Türk Tarih kısmına taşıyorum.
Kusura bakma kaptan dikkatsizliğime gelmiş.
Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #5 : Ekim 31, 2020, 11:47:33 ÖÖ »
Tarihler 1935 yılının Ekim ayını gösterdiğinde gazeteciler, milletvekilleri, halk Cumhuriyetin 12. kuruluş yıl dönümü kutlamalarına hazırlanmaktadır. Bunun için binlerce slogan önerisi atılır oraya. En sonunda öneriler toplu bir şekilde Gazi'nin önüne sunulur. Atatürk tek tek okumaya başlar.

"Atatürk bizim en büyüğümüzdür !"
Üstünü çizer.

"Atatürk milletin en yükseğidir !"
Üstünü çizer.

"En büyük Türk, Atatürk !"
Üstünü çizer.

"Türk milleti asırlardan beri bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı !"
Üstünü çizer. Çizer... Çizer...

Önüne getirilen tüm slogan önerilerinin üstünü çizen Atatürk, son olarak şu cümleyi yazar:

"Atatürk, bizden biridir !"

(Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk)
Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

PLUS

  • Kurucu Üye
  • Yönetici
  • Kahraman Üye
  • *
  • İleti: 6195
  • Karma: +10401/-2
  • Cinsiyet: Bay
  • GÖKÇE
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #6 : Kasım 02, 2020, 11:29:24 ÖS »
Atatürk'ün filistin hatıralarını da yayınlayabilir misin ?

VΞGΛ

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 4628
  • Karma: +430/-30
  • Cinsiyet: Bay
  • Hayatın altını üstüne getirmekten korkma...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #7 : Kasım 03, 2020, 09:28:16 ÖÖ »
Bu konuda yürüyelim arkadaşlar. Moralim düzeldi...

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #8 : Kasım 03, 2020, 11:09:09 ÖÖ »
Atatürk'ün filistin hatıralarını da yayınlayabilir misin ?
Biraz araştırma yapayım sonrasında güzel bir yazı hazırlarım kaptan.
Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #9 : Kasım 08, 2020, 10:58:21 ÖÖ »
Atatürk'ün Sofraları

Sofrasında çağının her çeşit insanına yer veriyordu. Hepsi ayrı düzeydeki bu insanlarla tartışırken sanki yurdun sesini duyardı.

Güvendiklerinin ve sevdiklerinin eleştirilerine sabırla katlanmasını bilirdi. Şakayı çok severdi. Kendisi de ara sıra şakalar yapardı. Eski arkadaşlarından Nuri Conker, Salih Bozok sık sık şaka yaparlar ve sofrayı şenlendirirlerdi. Sinirli zamanlarında bunların bir nüktesi ya da hikâyesi Atatürk'ün bir anda öfkesini dağıtmağa yeterdi.

Ama Atatürk her zaman neşeliydi. Sinirlendiği zamanlar çok azdır. O zaman da arka arkaya sigara ve kahve içerdi. En güç anlarda bile soğukkanlılığını, neşesini korumasını bilir ya da öyle görünürdü.

Çok konukseverdi, sofradakilerin ayrı ayrı gönüllerini alıp hatırlarını sormadan yapamazdı. Açık konuşanları sever ve yanında her şeyin konuşulmasını isterdi. Bu yüzden sık sık ileri geri konuşanlara da rastlanırdı.

Atatürk'ün sofrasından kimler geçmemiştir ki... Mahalle arkadaşları, silâh arkadaşları, devrim arkadaşları, politikacılar, edipler, şairler, müzisiyenler, bilim adamları, iş adamları, yabancı devlet başkanları, krallar... İşten ve yurt gezilerinden artan bütün ömrü sofrada geçmiştir denilebilir.

Fakat burası hiç bir zaman bir içki ve cümbüş bayağılığına inmemiş, bir sohbet ve tartışma meclisi olarak kalmıştır. Eğlencenin yanı sıra en çetin devlet işlerinin karara bağlandığı bir meclis... Politikanın, aktüalitenin de ziyafet sofrası!

Resmî görüşmelerinde son derece titiz ve törenci olan Atatürk'ün özel hayatındaki samimiyeti, dünyada pek az devlet adamına nasip olmuştur denilebilir. Danışmaya bazen o kadar büyük değer verirdi ki, aklından geçen meseleler hakkında çok zaman hiç olmadık insanların fikrini bile aldığı görülürdü. Sonunda yine kendi fikrini uygulayacağını bildiği halde hiç kimsenin hor görülmesine katlanamazdı.
(...)
Her gece içtiği halde Atatürk'ün bir kere bile içki yüzünden kendinden geçtiğini, taşkınlıklar yaptığını görmedim, duymadım. Aksini iddia edenler varsa, bunların yaptıkları düpedüz dedikodudan başka bir şey değildir. Ölümünden sonra çekememezlik ve kıskançlıklarından Atatürk'ün sofrasını sarhoşluk, ayyaşlık ve zevke düşkünlükle kötülemek istiyenler oldu ama, bu çabalar ne kadar boşunadır. Onun yaşantısı bütün kusurlarıyla meydandaydı. Gizlenecek bir yönü yoktu ki... Halkın sofrası idi.

(Cemal Granda - Atatürkün Uşağı)

Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #10 : Kasım 10, 2020, 10:23:08 ÖÖ »
1937 yılında çiftliklerini hazineye devreden Atatürk, durumunun kötüye gitmesiyle diğer mal varlıklarıyla ilgili vasiyetnamesini şöyle yazmış:

"Malik olduğum bütün nukut (para) ve hisse senetleri ile Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi (mallarımı), Halk Partisi'ne atideki (aşağıdaki) şartlarla terk ve vasiyet ediyorum.

1. Nukut (paralar) ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır (işletilecektir).

2. Her senedeki nemadan (gelirden) bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda 1000, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye yüzer lira verilecektir;

3. Sabiha Gökçen'e bir ev alınabilecek para verilecektir

4. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev emrinde olacaktır

5. İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini tamamlaması için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır

6. Her sene nemadan mütebaki (geriye kalan) miktar yarı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir."

Bu vasiyetnameyi yazdıktan sonra İstanbul 6. Noteri İsmail Kunter'i çağırıp gerekli kanuni muamelenin yapılmasını istemiştir.

(Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ten Hatıralar)
Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

Aday-Keser

  • Aday
  • Kıdemli Üye
  • ***
  • İleti: 463
  • Karma: +29/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Varlığım, Türk varlığına armağan olsun !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #11 : Kasım 21, 2020, 06:28:32 ÖS »
Madalyaların alınmak istenmesi üzerine Mustafa Kemal’in söyledikleri…

“Bunu Benden Kimse Alamaz!”

Sivas Kongresi için Tokat’tan Sivas’a gidiliyordu. Otomobiller Sivas’a doğru bomboş mesafeler arasında hızlandıktan sonra bir ara düşünceli sessizliğinden ayrıldı; gülümseyerek ve şaşarak dedi ki: - İstanbul’dakiler, rütbelerimi, nişanlarımı geri alacaklarmış! Hakları yok ya. Çünkü ben onların her birini bir harp meydanında, bir hizmet mukabili kazanmıştım. Salonlarda, saraylarda değil! Haydi kordonumu alsınlar, o sarayındı. Fakat her ne ise... Zaten ben, o kimselere tekaddüm edip istifamı verdim. Varsın alsınlar!.. “Ancak bunu vermem! Diyerek göğsündeki bu altın imtiyaz madalyasını okşar gibi gösterdi. Bunu benden kimse alamaz! Bunu, Anafartalar’da harp meydanında, ateşin karşısında benim göğsüme taktılar.” Dedi ve sustu.

Gene bugünlerde sarı saçları o dağlardan esen rüzgârlarda savrularak dedi ki: - Yahu! Memleketi ben mi batırdım? Yabancıyı Anadolu’ya ben mi soktum? Ben mi nizamı bozdum? Ben kalanı korumak, dağları kurtarmak ve nizamı kurmak için çalışıyorum. Bana müteşekkir olmaları lâzım gelirken, müstevli düşmanlarımızın menfaatine (yararına) uyarak nankörlük ediyorlar. Yanlış yoldadırlar.

(Ruşen Eşref Ünaydın)

Cihan tahtı o satvetli bayrağınla muzaffersin
Ey Türk genci zafer senin

VΞGΛ

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 4628
  • Karma: +430/-30
  • Cinsiyet: Bay
  • Hayatın altını üstüne getirmekten korkma...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Atatürk'ten Hatıratlar
« Yanıtla #12 : Kasım 21, 2020, 10:49:41 ÖS »
Bu yazıya yorum yapılamaz...