İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - CüneytGemici

Sayfa: [1] 2 3
1
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : Dün, 09:39:25 »
Birinci Dünya Savaşı başlarında Almanya batısında İngiliz ve Fransız güçleri ile doğusunda Rus güçleri arasında sıkıştığı için tarafsız kalmaya çalışan Osmanlı İmparatorluğumuzu savaşa girmeye özendirerek düşmanlarının güçlerinin bölünmesini sağlamıştı. Hava unsurlarının önemi daha savaşın başlarında ortaya çıktı, ancak ilk dönemlerde havacılık teknolojileri daha tam gelişmediği için uçak ve pilot kayıpları çok oluyordu.

Almanya boğazların düşmesi halinde İngiliz ve Fransızların denizden Rus İmparatorluğunu kolayca destekleyebileceği korkusu ile Osmanlı İmparatorluğunu havacılık alanında elinden geldiğince desteklemeye çalıştı. Almanya kendi ihtiyacı olan pilotları zor bulduğu savaşın başlarında ülkemize uçaklar ile birlikte pilotlar da gönderdi.

Ülkemizin savunulmasında emeği geçen Alman pilotlarından birini örnek olarak anlatmak istedim.

1888 yılında Bavyera'da bir çiftlikte doğup büyüyen Ludwig Preussner'in hayali bir lokanta hatta bir otel sahibi olmaktı 1911 yılında zorunlu askerliğini bitirdikten sonra lokanta ve otellerde çalışıp deneyim kazanmak amacı ile Paris'e gitti. Paris'te çalıştığı yıllarda Louis adını kullanmaya başladı. Fransa'da bulunduğu dönemde havacılık sevdasına kapıldı, uçmayı öğrendikten sonra babasından kalan para ile bir uçak alarak havacılık alanına girdi. Birinci Dünya Savaşı başlayınca ülkesi Almanya'ya dönen Preussner orduya katıldı. Çavuş Preussner Albatros firması tarafından yapılan uçakların deneme pilotluğunu yaparken Osmanlı İmparatorluğumuz için gönüllü pilot arandığını öğrenerek başvuru yaptı. 1915 yılı başında bir Albatros uçak ile birlikte ülkemize geldi ve Teğmen rütbesine getirilerek Birinci Tayyare Bölüğü komutanı yapıldı. Çanakkale'den düşman askerlerinin çekilmeye başlaması ile 1915 sonlarında Yeşilköy Uçuş Okulunda uçuş öğretmenliği yapmaya başladı. Mayıs 1916 yılında bir öğrencisi ile uçarken geçirdiği kazada hayatını kaybetti. Ludwig Louis Preussner bugün Birinci Dünya Savaşında ülkemizde hayatını kaybeden diğer arkadaşları ile birlikte Tarabya Alman Askeri Mezarlığında yatmakta.


Çanakkale hava alanında pilot arkadaşları ile birlikte, kalpaklı olan Ludwig Preussner




Preussner Yeşilköy hava alanında, göğsünde Çanakkale kahramanlarına verilen Gelibolu yıldızı madalyası bulunuyor.
 

2
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 15 Şubat 2020, 08:04:37 »
Çok güçlü olmayan Rus İmparatorluğu Karadeniz donanması Yavuz gibi güçlü ve hızlı bir gemimiz olduğu için İstanbul'a saldırmaktan çekinse de 28 Mart, 25 Nisan ve 2 Mayıs 1915 tarihlerinde Boğaz önlerine gelerek boğaz girişini topa tutmuş aynı zamanda Rus İmparatorluğunun uçak gemilerinden indirilen deniz uçaklarıda Boğaz girişinde bulunan Rumeli Feneri, Riva ve Elmastepe'ye bombalar atmışlardı.

İngiliz saldırılarının olduğu Irak cephesinde, bizim saldırdığımız Kafkas cephesinde ve Süveyş Kanalı cephesinde düşmanlarımız uçaklar ve balonlar gibi her türlü hava unsurlarını kullanırlarken 1915 yılı başlarında bu cephelere gönderilebilecek uçağımız yoktu. Az sayıda olan uçaklarımızın hepsi başkent İstanbul'u koruyabilmek amacı ile kullanılıyordu. Savaş süresince propaganda amacı ile yayınlanan "Harb Mecmuası" adlı dergi diğer cephelerde düşman uçaklarına karşı yapılan hava savunmamıza vurgu yapmaya çalışıyordu.


Çanakkale'ye yapılan 25 Nisan 1915 kara çıkartması sırasında uçakların keşif imkanlarından yararlanamayan Otto Liman von Sanders Paşa İstanbul'dan Hava gücümüzün kumandanı pozisyonunda olan Yzb. Erich Serno'yu çağırdı ve daha iyi bir koordinasyon için neler yapılabileceği konusunda görüşmeler yaptı, kısa bir süre sonra Mayıs ayı sonlarına doğru 1. Tayyare Bölüğü Liman Paşa komutasındaki 5. Ordu emrine verildi.


Otto Liman von Sanders Paşa hava alanında



Harb dergisinden Irak cephesinde ele geçirilen bir uçak ve İngiliz pilotlarının fotoğrafı

3
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 14 Şubat 2020, 08:27:05 »
Çıkartma öncesindeki askeri yönetime bakacak olursak Çanakkale boğazında bulunan top bataryalarımız ve bunları koruyan birlikler Müstahkem Mevki Komutanlığına bağlıydılar, buna karşılık yeni kurulan 5. Ordu ise çıkartmaya karşı savunma yapmaktan sorumluydu. Üç uçağa sahip olan 1. Tayyare Bölüğü Müstahkem Mevki Komutanlığına bağlı iken 5. Ordu Komutanı Liman Paşa'nın istekte bulunmasına karşılık henüz hiç uçağı yoktu. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal çıkartmanın Kabatepe, Seddülbahir bölgesinde olacağını düşünürken Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa ve 5. Ordu Komutanı Liman Paşa çıkartmanın Anadolu yakasına gerçekleştireleceği düşüncesindeydi.

23 Nisan 1915 günü beş uçaklık düşman filosu Eceabat (Maydos) kasabasına öncekiler ile karşılaştırılamayacak ağır bir bombardıman gerçekleştirirken uçakların koordine ettiği gemi atışları sonrası kasaba enkaz haline geldi. Pilot Garber yönetimindeki bizim uçağımızın Mondoros limanına yaptığı keşif sonrası rasıt Yzb. Hüseyin Sedat Bey tarafından verilen raporda limanda 26 tane müttefik nakliye gemisi ile büyük mavna toplulukları, ayrıca adada büyük ordugâhlı çadırlar olduğu belirtiliyordu.  Aynı pilot ve rasıt 25 Nisan 1915 sabahı yaptığı üç saate yakın keşif uçuşu sonrası Saros körfezine doğru giden 45 gemi sayarken Anadolu tarafında Beşige bölgesine doğru giden gemilerde olduğu görüldü.  Ancak raporların Müstahkem Mevki Komutanlığına verilmesi nedeni ile değerlendirmeler yapılana kadar çıkartma başladığından,  havaya da düşman uçakları hakim olduğu için başka çalışma yapılamadı.

Manica gemisinden havalanan balon çıkartmanın yapıldığı  25 Nisan 1915 günü 8 saat 44 dakika boyunca havada kalarak rekor kırdı, Arıburnunda toplanan birliklerimiz balondan takip edilerek HMS Queen Elizabeth zırhlısına bildirildi ve atış koordinasyonu gerçekleştirdi. HMS Prince George gemisi ise uçaklar ile koordine bombardıman yaparak birliklerimize ağır kayıplar verdirdi.

Bizim çalışır durumda tek uçağımız bulunduğu için keşif uçuşlarımız ancak 27 Nisan 1915 tarihinde başlarken, 30 Nisan 1915 tarihinde Manica gemisinin balonuna 8 bomba atılmasına karşılık küçük bombalarımız balona bir zarar veremedi, ancak gemi balonu toplayarak bölgeden uzaklaştı.




4
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 13 Şubat 2020, 10:11:44 »
Bu gemi ve balonu çıkartma boyunca başımıza bela olacak ve cephede kayıp vermemize neden olacaktır, uçaklarımız pek çok sefer balona saldırsa da uçaklarımız geldiğinde balonu indirip diğer gemilerin koruması altına girecek şekilde yer değiştirerek kurtulacaktır. Almanların U21 denizaltısı Çanakkale önlerine geldiğinde en önem verilen hedefleri HMS Ark Royal uçak gemisi ve SS Manica balon gemisi olmuşsa da atılan torpiller ile bunların batırılması mümkün olmadı.

5
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 13 Şubat 2020, 08:47:09 »
25 Nisan 1915 günü Kabatepe'de başlayan çıkartma öncesinde uçaklar karşılıklı olarak keşif yapmak dışında çok etkili olmasa da uçaklardan bombalar atarak karşı tarafı zorda bırakacak hamlelerde yapmışlardır. Örneğin 15 Nisan 1915 tarihinde bir uçağımızdan hedef alınan kömür taşıyan bir gemide uçaktan atılan bomba ile yangın çıkarıldı.

En önemli hava saldırıları ise 18 Nisan 1915 tarihinde oldu; uçaklarımız 3 tane 10 kg lık bombayı Bozcaadada yapılan İngiliz hava alanına atarak hasar verdi. Ancak daha sonra İngiliz uçakları üçerli iki kol halinde saldırı gerçekleştirdi. Uçaklarımız gizlenmiş olduğu ve alanda sadece hurda/maket uçaklar olduğu için uçak kaybımız olmasa da atılan 6 tane 45 kg lık bomba piste hasar verdi. Hava alanı daha önceden hazırlanmaya başlayan Erenköy'e kaydırıldı.

Bir diğer önemli hava unsuru olan SS Manica balon gemisinde bulunan balon 19 Nisan 1915 tarihinde 300 metreye yükselerek HMS Triumph zırhlısından vadi içinde bulunan ordugahımıza aşırtmalı top atışı yapılmasına destek verdi.

İngiliz keşif çalışmaları gözlem dışında yoğun şekilde hava fotoğrafı çekmeyi de kapsıyordu, çıkartma yapılması planlanan sahil ayrıntılı olarak fotoğraflandı ve harekat merkezinde birleştirildi. Denizden yapılan saldırı da alınan dersten sonra sahilde mayın olup olmadığı da çok dikkatli şekilde kontrol edildi.


SS Manica balon gemisinde gözlemciler balonun sepetine binerken





Çıkartma sahilinin hava fotoğraflarının birleştirilmesi ile elde edilen görüntüsü




Çıkartma sahilinden bir kare



Fotoğraflarda bulunan ayrıntıyı göstermek için büyütülmüş görüntü

6
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 12 Şubat 2020, 09:13:51 »
18 Mart 1915 deniz zaferimizden sonraki günlerde boğazı denizden geçemeyeceklerini anlayan İngiliz-Fransız müttefik güçleri çıkarma hazırlıklarına başladı. Çanakkale’de yaklaşan çıkarmaya karşı 23 Mart 1915’te 5. Ordu kuruldu ve Enver Paşa’nın emriyle komutası Orgeneral Otto Liman Von Sanders’e verildi.

HMS Ark Royal uçak gemisi sahil boyunca hareket ederek uçakları ile sahili keşfetmeye başladı. Bozcaada'nın kuzeyinde bir pist hazırlandı ve 25 Mart 1915 tarihinde gemi ile gelen 18 uçaktan oluşan filo İngiliz Pilot Bnb. Charles R. Samson yönetiminde top bataryalarının yerlerini daha kesin şekilde belirlemek amacı ile keşif yapmaya başladı. Filoda hemen hemen bütün uçaklarda telsiz donanımı vardı ayrıca bazı uçaklarda gemilere torpil atacak donanım bulunuyordu.

Almanya'nın hibesi Albatros uçaklardan bir kısmı daha tarafsız Romanya üzerinden kaçak olarak geçerek ülkemize geldiler, 28 Mart ve 29 Mart 1915 tarihlerinde gelen Albatros B-1 uçakları ile Çanakkale'de bulunan Tğm. Ludwig Preusner kumandasına verilmiş olan 1. Tayyare bölüğümüzde artık üç tane yeni uçağımız olduğu için iyice hasarlı olan Ertuğrul uçağımızın Yeşilköy'e dönmesine karar verildi ancak uçak dönüşte arızalanarak Marmara denizine düştü ve hurdaya çıkarıldı.

Yeni uçaklarımız Kuzey Ege, Bozcada ve Limni adası üzerinde yaptıkları keşiflerde düşman donanmasında bir hareket olmadığını gözlemleyerek rapor ettiler bu da kara çıkarması yapılması beklentilerini daha kesin hale getiriyordu.

Albatros B-1 model uçaklarımızdan biri


1. Tayyare Bölüğü kumandanı Tğm. L. Preusner

7
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 11 Şubat 2020, 10:23:46 »
Bomba yağmuru altında düşman gemilerinin iyice yaklaşmasını bekleyen bataryalarımızın, daha sonra siperlerde teslim olmayı veya kaçmayı düşünmeden sonuna kadar savaşan askerlerimizin, hiçbir koruması olmayan eski gemilerle düşmana saldıran denizcilerimizin, kendilerinden kırk kat elli kat güçlü hava güçlerine kafa tutan havacılarımızın yazdıkları Çanakkale destanımızın kuşkusuz en önemli günü 18 Mart 1915 günüdür.

18 Mart 1915 deniz zaferinin kazanılmasında ve bu deniz zaferi sonrasında 25 Nisan 1915 günü başlayan düşman çıkarmasının ordumuzun zaferi ile sonuçlanmasında kuşkusuz havacılarımızın da karınca kararınca katkıları olmuştur.

Çanakkale zaferlerinin uzun bir savaş yenilgileri dizisinden sonra halka verdiği güven ve ümit hiç şüphe yok ki yenilgimiz ile sonlanan Birinci Dünya Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşımızın yapılabilmesini sağlayan moral desteği askerlerimize ve halkımıza sağlamıştır.

İstanbul'da o dönemde yayınlanan Karagöz mizah dergisinin Çanakkale deniz zaferi ertesinde kapağındaki karikatür İstanbul'un ruh halini gösteriyor sanırım.

Karagöz:Koşalım Hacivat. Koşalım denizi temizleyelim yoksa bunlar denizi dolduracaklar.
Karagözün oğlu: Baba bende sağ kalanlara simit dağıtıyorum, açlıktan gözleri dönmese böyle saldırmazlardı.

8
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 10 Şubat 2020, 12:11:46 »
17 Mart 1915 günü monte edilen Rumpler B-1 uçağı ile 18 Mart 1915 gün doğarken deneme/keşif uçuşuna çıkan Alman pilot Yzb. Serno ve rasıt Yzb. Schneider Çanakkale boğazı girişine doğru ilerleyen kırkın üzerinde gemiyi gördüler gemilerden üzerlerine ateş açılınca geri dönerek durumu bildirdiler, onlar rapor verirken  pilot Tğm. Cemal Bey Blériot uçağıyla, Alman pilot Yzb. Zernof ve rasıt Yzb. Schneider Rumpler ile havalandılar ve Müstahkem Mevki komutanı Cevat Paşa’nın emirleri uyarınca daha kapsamlı keşifler yaparak raporlarında gemilerin adetlerini ve tiplerini bildirdiler. Armadanın saldırısının sürpriz unsuru ortadan kalkmıştı,  verilen alarmla herkes savaş yerlerine geçti.

İstanbul'da ise aynı gün böyle bir saldırı ile boğazın düşmesi korkusu ile devlet arşivleri ve hazinenin tren ile Anadolu'ya kaçırılması planları yapılıyordu.

Armada bomba yağdırarak saat 11:00 civarında boğaza girdiğinde Ark Royal uçak gemisinin uçakları saat başı devriye ile bataryalarımızın durumunu rapor etmeye ve gemilerden yapılan atışlar için düzeltme vermeye başladılar, buna rağmen gemilerden atılan binlerce bombanın çoğu boşuna atılıyordu. Saat 2:00 gibi topçularımızın atışa başlaması ile birden durum değişmeye başladı, saat 3:00 civarı Bouvet, Irresistible ve Ocean ile iki küçük gemi batırılmış, düşman armadasının sancak gemisi Inflexible ve yedi büyük zırhlı daha artık görev yapamayacak duruma getirilmişti. Nusret gemisinin 7/8 Mart gecesi döktüğü onbirinci mayın hattımızdaki az sayıdaki mayın, düşmanın uçakları ve mayın tarama gemileri tarafından gözden kaçırılmıştı,  bu mayınlar tarafından batırılan ilk gemiler sonrasında oluşan panik sırasında top bataryalarımız düşmanı perişan etmişti.

Saat 17:30 civarında pilot Tğm. Cemal Bey Ertuğrul uçağımız ile keşfe çıkana kadar dev armadadan kalanlar Bozcaada'ya kadar kaçmışlardı. Akşam alacakaranlıkta Alman pilot Yzb. Frank Seidler ve rasıt Yzb. Hüseyin Sedat Bey tarafından yapılan keşif uçuşuda önceki uçuşta verilen raporu destekliyordu.

Donanma dergisi kapağında denizcilerimiz ve havacılarımız için dua eden ahali


9
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 09 Şubat 2020, 10:02:57 »
Oniki uçak taşıyan İngiliz HMS Ark Royal uçak gemisinin 17 Şubat tarihinde Bozcada yakınlarında konuşlanmasından kısa bir süre sonra 19/20 Şubat tarihlerinde İngiliz savaş gemileri, Ark Royal'in gemi topçularına telsiz ile bataryalarımızın koordinatlarını verebilen uçaklarının desteği ile Çanakkale Boğazı girişindeki savunmalarımızı etkisiz hale getirdiler. Artık İngiliz basınında zafer kazanıldığı Çanakkale Boğazının düştüğü, çok yakında İngiliz gemilerinin İstanbul'da olacağı haberleri yayınlanmaya başladı.

Çanakkale Boğazının en dar yerini koruyan güçlü top bataryalarımız mermi harcamamak için boğaza giren düşman  gemilerine ateş etmediği için mayın yakalama düzeneği olan HMS Majestic benzeri düşman gemileri artık boğazda dolaşıyor ve boğazın içindeki bataryalarımıza ateş ediyorlardı.

Pilot Tğm. Cemal Bey tarafından kullanılan Ertuğrul adlı Bleriot XI uçağımız 1 Mart 1915 tarihinde Majestic gemisine iki adet bomba attıktan sonra savaş gemileri boğazı terk etti.

Ark Royal gemisinden kalkan uçaklar saldırıya hazırlık olarak top bataryalarımızın fotoğraflarını çekmek, Çanakkale Boğazına yerleştirilen mayınların yerlerini tespit etmek için her gün uçarlarken, Baltık denizinde Alman mayınları konusunda deneyim kazanan İngiliz mayın temizleme gemileride geceleri mayınlarımızı temizliyordu.

Pilot Tğm. Cemal Bey temizlenen mayınlarımızı düzenli olarak rapor ediyordu, böylece 7/8 Mart gecesi Nusret mayın gemimiz boğazın Anadolu yakasında top bataryalarımızın vuramadığı bölgeye bir dizi yeni mayın bıraktı. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazını geçmek amacı ile İngiliz ve Fransız gemileri tarafından yapılan saldırı öncesinde Ark Royal'den kalkan uçaklar rüzgar ve çırpıntılı deniz nedeni ile bu mayınların bir kısmını gözden kaçırdılar ve 17 Mart tarihinde yapılan son keşif sonrası bile mayın temiz raporu verdiler.


Ertuğrul uçağımız ile bütünleşen pilotumuz Tğm. Cemal Bey



Ertuğrul

10
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 07 Şubat 2020, 15:48:21 »
Birinci Dünya Savaşının başında batı cephesinde İngiltere-Fransa ve Almanya arasındaki çatışmalarda hava unsurlarının önemini anlayan İngiltere Çanakkale Boğazına saldırmaya karar verince, müteffikler Mondoros limanında bulunan gemilerine destek amacı ile İngiltere 20,  Fransa ise 10 adet uçağı bölgeye getirmişti. Deniz uçaklarımızın devreden çıkmasından sonra bizim tarafta ise ; Çanakkale'de konuşlanan 1. Tayyare Bölüğümüzün uçabilir durumdaki tek uçağı İstanbul-Kahire seferinin gazisi Ertuğrul adlı Bleriot XI idi. Ertuğrul yerde olduğu zamanlar saklanıyordu ancak pistte çalışmaz durumda bir uçak yem olarak kullanılarak düşman uçaklarının uçaksavarlarımızın menziline girmesi sağlanmaya çalışılıyordu.

İngiltere tarafından deniz uçakları için özel olarak yapılarak Aralık 1914 tarihinde hizmete giren HMS Ark Royal adlı uçak gemisi de deniz harekatının başlamasından kısa bir süre önce 17 Şubat 1915 tarihinde Bozcada yakınlarına konuşlanınca düşman güçlerin uçak sayısı daha da yükseldi.

Bu dengesiz şartlarda tek uçağımız Ertuğrul ile pilot Tğm. Cemal Bey ve gözlemcisi düzenli olarak keşif devriyesi yapıyorlar ve zaman zaman düşman gemilerine küçük de olsa bombalar dahi atıyorlardı. Düşman tayyarelerinin vızır vızır tabyalarımızın üzerinde dolaştığı bir dönemde bu tek uçak ve havacı kahramanları, askerlerimize büyük bir moral destek oluyordu.
Almanya'dan yola çıkarak Macaristan üzerinden getirilen Rumpler B1 tipi uçak ise  ancak 17 Mart 1915 tarihinde Çanakkale cephesinde hizmete girebildi.


Rumpler B1 uçağımız





İngiltere'nin HMS Ark Royal uçak gemisi



11
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 06 Şubat 2020, 10:48:39 »
Uçak ve pilot sayımızın azlığı nedeni ile mütefikimiz Almanya'dan uçak ve pilot talep ettiğimiz için Almanya Yeşilköy Uçuş Mektebinin başına geçmesi için Üsteğmen Erich Serno'yu İstanbul'a gönderdi. Serno Yüzbaşı yapılarak 3 Şubat 1915 tarihinde Yeşilköy Uçuş Okulunun başına getirildi. Bulgaristan savaşın başında tarafsız olduğu için Almanya'dan tren ile Bulgaristan üzerinden yardım malzemesi getirilemiyordu, benzer şekilde Ege denizinde İngiliz ve Fransız gemilerinin ablukası yüzünden denizden de yardım gelemiyordu. Yzb. Serno, Üsteğmen Hasan Tahsin, Üsteğmen Ali Rıza ve Üsteğmen Mehmet Ali adlı üç pilotumuzu acil olarak Macaristan'a giderek oraya Almanya'dan gelecek üç adet uçağı ülkemize getirmekle görevlendirdi. Havacılığa meraklı sivillerinde makinist olarak eğitim almalarına olanak sağladı, pilot eğitimlerini hızlandırdı. Ayrıca pilotlarımız için yeni bir üniforma tasarlayarak onların bulundukları ortamlarda öne çıkabilmelerini sağladı.


Fotoğrafta Yzb. Erich Serno kendi tasarladığı Osmanlı pilot üniformamız ile görülüyor



Fotoğrafta Yzb. Erich Serno, Gelibolu ve Çanakkale Boğazı'nı savunan 5. Ordu komutanı Korgeneral Otto Liman von Sanders ve pilotlarımıza savaş teknikleri eğitimi vermek için gelen ve kendi adı ile Dicta Boelcke diye bilinen savaş kural ve manevralarını geliştirmiş olan Alman pilotu Oswald Boelcke görülüyorlar


12
Pardon.



13
Uçağı uçurmak tabi bu işin daha ilk aşaması, bu uçaklar uçak gemilerinde görevlendirildiği için yetmiş milyon dolar değerindeki uçağı 20 milyar dolar değerindeki uçak gemisine her türlü deniz ve hava şartlarında indirmek biraz cesaret ister.

14
Türk Tarih Kurumu / Ynt: Havacılık tarihimiz
« : 05 Şubat 2020, 12:15:07 »
Birinci Dünya Savaşı öncesi mali durumu zaten son derece bozuk olan imparatorluğumuzun kısıtlı kaynaklarından önemli bir kısmına yabancılardan alınan borçlarımızı ödemek üzere el koyan Düyun-u Umumiye yapılanması ile iyice kötüleşmişti, dönemin siyasal çalkantıları imparatorluğumuzun topraklarına göz koyan yabancı devletlere fırsat yaratmış Trablusgarp Savaşları ve Balkan Savaşları felaketi sonrası çöküşümüz hızlanmıştı.

Bütün bu şartlarda bile devletimiz yazılarımda anlatmaya çalıştığım gibi 1909 yılında İstanbul'da yapılan uçak denemeleri, 1910 Büyük Picardie manevraları raporları sonrasında havacılık konusunda ilk adımları atarak 1 Haziran 1911 tarihinde Genel Kurmay Başkanlığı 2’nci Şubesinde görevli Kurmay Yarbay İsmail Bey başkanlığında havacılık komisyonu kurarak çalışmaya başlamıştı. Hem devlet hem halk bütün mali şartları zorlayarak 1. Dünya savaşı öncesinde toplam 27 uçak alınmıştı, ve sayıca henüz azda olsa pilotlarımız yetiştirilmiş ve yetiştiriliyordu, ne yazık ki savaş öncesi uçaklarımızın ancak altı-yedi tanesi uçabilecek durumda idi ve yetiştirilen pilotlarımızdan ise kayıplarımız sonrası ancak sekiz-dokuz tanesi uçmaya devam etmekteydi.

Savaşın daha başında Ağustos 1914'te Avrupa cephelerinde topçular için hedef belirlemek ve atış düzenlemek için balonları ve uçakları kullanmaya başladı, düşmanın hareketlerini takip etmek için uçakların faydalarıda anlaşılmaya başladı.

5 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Boğazını geçişlere kapattık, 17 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Boğazı Nara burnunda konuşlanan Nieuport deniz uçağımız 5 Eylül 1914 tarihinden başlayarak Yzb. Fazıl Bey komutasında devriye uçuşlarına başlayarak kuzey Ege'deki hareketleri düzenli olarak İstanbul'a  rapor etmeye başladı. 19 Ekim 1914 tarihinde ikinci Nieuport uçağımızda Yzb. Savmi Bey tarafından Çanakkale'ye getirilerek devriye uçuşlarına başladı. Ancak 5 Kasım 1914 tarihinde İngiltere ve Fransa Osmanlı İmparatorluğumuza savaş açtığı zaman her iki uçağımızda kullanılamaz duruma gelmişti.

Kilya Tepe'de bulunan uzun menzilli toplarımızı hava saldırılarından korumak için seri ateşlemeli uçaksavarlar kuruldu, aynı yerde bir de uçuş pisti hazırlandı. Yeşilköy'de sökülen, biri çalışır durumda olan Ertuğrul isimli Blerior XI-2 olmak üzere iki uçak, 12 Ocak 1915 tarihinde yeni pistte monte edildi.

Savaş başlamadan önce keşif için kullandığımız Nieport model uçakların bir benzeri


15
Olabilir tabi, yalnız maliyeti biraz yüksek olur çünkü uçak maun ağacından yapılmış  :)


Kokpit foroğrafı yapacaklara yardım olarak ...

Sayfa: [1] 2 3