İletileri Göster - 112-Bogey

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - 112-Bogey

Sayfa: 1 2
1
Falcon BMS Eğitim / Falcon BMS Görev Hazırlama
« : Ocak 24, 2019, 01:17:58 ÖÖ »

2
İki bölümden oluşan “Türk Hava Kuvvetleri’nde F-100 Super Sabre” kitaplarının yazarı Levent Başara’dan İtalya’da bırakmak zorunda kaldığımız F-100 uçağının ilginç hikayesi. (Daniele Mattiuzzo’nun değerli katkılarıyla)

F-100 Super Sabre uçakları, Türk Hava Kuvvetleri envanterine 1958’de girdi. Aralıksız 30 yıl hizmet veren “Baba F-100” lakaplı bu uçaklar, 1988’de emekli edildiler. Türk Hava Kuvvetleri envanterine giren 266 adet F-100’ün her birinin kuşkusuz farklı hikayeleri var. Sonuçta çoğu Vietnam Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nda uçurulmuşlar. Fakat içlerinden bir tanesinin hikayesi oldukça ilginç. İşte önce ABD, sonra Danimarka ve nihayetinde Türkiye derken, hiç hesapta yokken uçuş hayatı İtalya’da son bulan 54-2290 kuyruk numaralı F-100D’nin hikayesi…

F-100 Super Sabre uçakları, Danimarka Hava Kuvvetleri envanterine 1959’da girmeye başladı. 1982’ye kadar kullanılan F-100’ler, F-16A’ların envantere girmesiyle beraber hizmet dışına çıkarıldı. Toplam 72 uçağın yarıya yakınını çeşitli kazalarda kaybeden Danimarka Hava Kuvvetleri, F-16 gibi yeni nesil bir muharebe uçağına geçince elindeki F-100’lere ihtiyacı kalmadı ve uçaklara herhangi bir yenileştirme yapmadı. Böylece ABD’den 1959’da Askeri Yardım Programı kapsamında gelen ABD malı 21 F-100D ve 2 F-100F’in ABD’ye iade edilmesine karar verildi. Danimarka’nın kendi bütçesiyle satın aldığı elde kalan son F-100F’ler ise ayrı olarak Tracor Flight Systems adlı şirkete satıldı.

Türkiye o uçakları talep etti

Türk Hava Kuvvetleri, o yıllarda filolarındaki faal muharip uçak sayısını belli bir oranda tutmak için gerek ABD gerek NATO üyesi ülkelerden hizmet dışına çıkarılmış F-100, F-104 ve F-5 tipi uçakları takip ediyor ve devrini istiyordu. Danimarka’nın F-100’lerini ABD’ye geri vereceğinin öğrenilmesi üzerine Türkiye harekete geçti. Uçakların ABD yerine Türk Hava Kuvvetleri’ne devredilmesi için ABD ile yürütülen görüşmeler sonucunda olumlu sonuçlandı ve ilgili teslimat planlaması yapıldı.

Danimarka F-100’leri Türkiye’de

Kasım 1981’de başlayan teslimatlarda uçaklar Danimarkalı pilotlar tarafından önce ABD Hava Kuvvetleri’nin İngiltere’deki Sculthorpe ve İtalya’daki Aviano hava üslerine götürülüp ABD askeri makamlarına teslim edildi. Teslimatların yapılacağı hava üslerine ulaştırılan F-100’ler gerekli devir teslim işlemleri tamamlandıktan sonra Türk pilotları tarafından alınarak Türkiye’ye götürüldü.

Bazı teslimat uçuşlarında Sculthorpe ve Aviano dışında Almanya’daki Baden-Soellingen ve İtalya’daki Villafranca hava üslerinin de kullanıldığı durumlar oldu.



Toplam 6 teslimat uçuşunun her birinde 3-6 arası F-100 devredildi. Uçakları karşılamaya giden Türk yer ekibi, uçakların kuyruklarına Türk bayrağı, gövde ve kanatlarına ise Türk Hava Kuvvetleri forsu boyadı. Uçakların Türkiye’ye varmadan önce yakıt ikmali yaptıkları son meydan ise Sicilya’daki Sigonella meydanıydı.

Danimarka’dan teslim alınan 23 uçağın 22’si Türkiye’ye getirilirken, 54-2290 numaralı F-100D (G-290), 6 Kasım 1981’de Sigonella meydanında arızalandı. Uçağın motorunda bir patlama olmuştu ve onarılamayacak durumdaydı. Diğer F-100’ler Türkiye’ye ulaştırılmış, geriye bir tek bu F-100D kalmıştı. Sonunda uçağın akıbetine karar verildi. 54-2290 numaralı F-100D, üzerinde Türk Hava Kuvvetleri forsları ve Türk bayrağı olduğu halde, envantere alınmadan İtalya’nın Sigonella meydanında bırakıldı.



Uçağın Geçmişi

North American Aviation şirketinin Inglewood, California’daki tesislerinde üretilen 54-2290 kuyruk numaralı F-100D-15-NA (Model NA-223 c/n 223-170), ABD Hava Kuvvetleri’ne 21 Ağustos 1956’da teslim edildi.

Önce California’daki Sacramento Hava Malzeme Komutanlığı’nın konuşlandığı McClellan hava üssünde kullanılan uçak, Ekim 1956’da Japonya’nın Kisarazu hava üssünde konuşlu bulunan Hava Malzeme Komutanlığı’nın 2723ncü Hava Üs Filosu’na transfer edildi.

Aralık 1956’da bu sefer Itazuke hava üssünde bulunan Pasifik Hava Kuvvetleri’nin 8nci Av-Bombardıman Birliği’ne gönderilen uçak, takibeden iki yıl boyunca Güney Kore’deki Kunsan ve Osan hava üsleriyle, Japonya’daki Kadena hava üslerinde uçuruldu.

Kasım 1959’da aktif hizmetten alınan 54-2290, Arizona’daki Davis-Monthan hava üssünde bulunan 2704ncü Uçak Depolama ve Hizmetten Çıkarma Grup Komutanlığı’na gönderildi. İki yıl stok durumunda bekleyen uçağın Ocak 1961’de şansı döndü ve North American Aviation şirketinin Palmdale California tesislerine gönderildi. Burada bakımdan geçirilen ve yeniden uçuşa hazırlanan 54-2290, Nisan ayında uçuş hayatına ilk başladığı yere; California’daki Sacramento Hava Malzeme Komutanlığı’nın konuşlu olduğu McClellan hava üssüne teslim edildi.



Askeri yardım kapsamına alındı

Mayıs 1961’de ABD envanterinden çıkarılan uçak Askeri Yardım Programı kapsamına alındı. Bu sayede 24 Mayıs 1961’de Danimarka’ya gönderilen 54-2290, yeniden numaralandırılarak G-290 oldu. Danimarka Hava Kuvvetleri’nin 725nci Filosu’nda göreve başlayan G-290 daha sonra 727nci ve 730ncu filolarda da uçuruldu.

1981’de Danimarka Hava Kuvvetleri hizmetinden alınan 54-2290, toplam 4827 uçuş saatiyle Türkiye’ye gönderilmek üzere hazırlandı. 3 Kasım 1981’de Danimarka’dan havalanan uçak önce Almanya’nın Baden-Soellingen meydanına indi. Ertesi gün bir Türk pilotunun kontrolünde İtalya’nın Aviano hava üssüne inen uçak, nihayet yine İtalya’daki Sigonella meydanına 6 Kasım’da ulaştı. 54-2290’ın uçuş ömrü ne yazık ki bu meydanda sonlandı. Onarılamayacak şekilde arızalanan uçak burada bırakıldı ve Temmuz 1984’e kadar da meydanın bir köşesinde kaldı.



Müzede Geçen Yıllar

Yıllar sonra bu F-100D, Roma-Vigna di Valle’deki İtalyan Hava Kuvvetleri müzesine gönderildi. Uçağın durumu oldukça kötüydü. Haziran 1997 sonuna doğru uçak parçalarına ayrılarak restore edilmek üzere Istrana’ya (Treviso) gönderildi. 51nci Filo'nun bakım ekipleri tarafından restore edilen uçağa burada yanlış kuyruk numarası (55-2290) boyandı. Bu yanlış numaranın sebebi uçak Güney Doğu Asya (South East Asia - SEA) kamuflaj paternine boyanınca anlaşıldı. Uçak Danimarka veya Türk Hava Kuvvetleri yerine bir ABD Hava Kuvvetleri F-100’ünü temsil edecekti.

Çok geçmeden F-100 İtalyan Hava Kuvvetleri tarafından ABD Hava Kuvvetleri’nin 50.Yıldönümü kutlamaları sebebiyle Aviana hava üssünde konuşlu bulunan 31nci Avcı Birliği’ne hediye edildi ve üssün girişindeki “Anı Uçakları” (gate guard) bölümüne yerleştirildi. Uçağın üstündeki boya 31nci Avcı Birliği’nin 309ncu Taktik Avcı Filosu’nda görev yapan “Thor’s Hammer” isimli bir F-100D uçağını simgeliyordu. Bu uçak 1970’de Vietnam Savaşı’na Tuy Hoa hava üssünden katılmıştı. 2005’te yeniden boyanan uçağa bu sefer 56-2927 kuyruk numarası boyandı. Gerçek “Thor’s Hammer” (F-100D-60-NA c/n235-25) bu kuyruk numarasına sahipti. Maalesef bu son boyamada uçak yanlış kamuflaj renklerine boyandı. Ayrıca uçağın kanopi camı da açık mavi renk boyanmıştı. Uçağın sadece Danimarka F-100’lerine has kanat ucu antenleri de hala üzerindeydi.



Türkiye’ye Gelenler Ne Oldu?

Danimarka Hava Kuvvetleri envanterinden çıkarılan ve ABD kanalıyla 16 Nisan 1981 ile 27 Ocak 1982 tarihleri arasında Türkiye’ye getirilen 20 adet F-100D ve 2 adet F-100F, Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda bulunan 181. ve 182. Filolara dağıtıldı. 1985’te Kanada yardımı CF-104 Starfighter uçakları gelene kadar F-100’lerle görev yapan bu filolar, 1986’da uçaklarını Konya’daki 3. Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde görev yapan 131. ve 132. Filolara gönderdi. Diyarbakır Hava Üssü’nde kalan en son F-100, 3 Mart 1986’da Konya’ya intikal ettirildi.

Danimarka F-100’lerinin farkları

Türk Hava Kuvvetleri envanterine ABD dışında Danimarka kaynaklı olarak giren bu uçakların diğer F-100’lerden bazı farklılıkları vardı: Koyu zeytin yeşili renkte kamuflaj boyası, kokpit içindeki modifikasyonlar, yeni tip fırlatma koltuğu, Radar Tehdit ve İkaz Alıcı (Radar Homing and Warning - RHAW) sistemi ve F-102 egzozu gibi farklılıklar göze çarpıyordu.

Uçakların çoğu, uzun hizmet yıllarının izlerini taşıyordu. Kamuflaj boyaları solmuş ve yer yer yıpranmıştı. Buna rağmen bu uçaklar Türkiye’de Fabrika Seviyesi Bakım (FSB) yapılmadan ve yeniden boyanmadan, oldukları şekilde görev yaptılar.

Hurdacılarda biten bir dönem

Danimarka F-100’leri 1988’e kadar Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı’na bağlı F-100 filolarında genç Teğmenlerin harbe hazırlanmalarında yoğun bir şekilde kullanıldıktan sonra diğer F-100’lerle birlikte hizmetten çıkarıldılar. Bu uçakların sonu da diğer F-100’ler gibi oldu: Ankara’daki Hurdacılar Sitesi’nde parçalanıp eritildiler. Geriye sadece iki tane Danimarka kaynaklı F-100D kaldı. Bunlar da Eskişehir 1. Ana Jet Üs Komutanlığı ve Malatya-Erhaç 7. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda bulunuyor. Envanterimize girmek üzere yola çıkan ama yolculuğu İtalya’da son bulan diğer Danimarka F-100’ü ise halen Aviano hava üssü girişinde duruyor.


Kaynak: www.kokpit.aero

3
Kutlamalar ve Tebrikler / Mutlu Yıllar Rapkont!
« : Aralık 15, 2018, 01:27:27 ÖÖ »
Nice mutlu senelere Kobra Rapkont :)


4
Kutlamalar ve Tebrikler / 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
« : Kasım 24, 2018, 12:35:40 ÖS »
Başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bilimin ışığını ülkemizin her köşesine taşımak isterken şehit düşen öğretmenlerimiz ve “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller yetiştiren tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.

5

İngiliz havacılık şirketi BAE Systems, geleceğin savaş uçağının çok daha kolay bir şekilde kontrol edilmesi için giyilebilir kokpit geliştirmeye başladı.



Karmaşık kadranlar, dokunmatik ekranlar, düğmeler ve kontrolcüler... Bunların hepsi bir savaş uçağı kokpitinde yer alan ve pilotun uçağı yönlendirmek için kullandığı araçlar. Tabi bu araçların hepsine hakim olmak için pilotlar yoğun eğitimlerden ve test uçuşlarından geçiriliyor. İngiliz havacılık şirketi BAE Systems ise geleceğin savaş uçağının çok daha kolay bir şekilde kontrol edilebilmesi için yeni bir sistem geliştiriyor: Giyilebilir kokpit.

Kokpit sanal ekrana taşınacak

Kokpit sanal ekrana taşınacak Şirketin teknoloji uzmanı Jean Page giyilebilir kokpit kavramıyla kokpitteki fiziksel araçların büyük bir kısmını kaldırıp fiziksel kokpiti, kask ile yansıtılan sanal bir ekranla değiştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor. Buna göre pilotlar kasklarını takıp çalıştırdıkları anda kontrol paneli, kadranlar ve düğmeler sanl bir ekranla doğrudan karşılarına gelecek. Bu noktadan itibaren pilotlar; yapay zeka ve göz izleme teknolojisi ile sadece göz hareketleri ve mimiklerle uçağı kontrol edebilecek.

Sistemi olabildiğince verimli hale getirmek isteyen şirket, ilk etapta pilot için hangi kontrollerin kritik öneme sahip olduğunu tespit etmeye çalışıyor. Sonrasında ise sanal ekranla bu kontrolün nasıl en kolay şekilde yerine getirileceği tespit edilecek. Yapay zeka da pilotun işini kolaylaştırmak için uçuş esnasında sürekli olarak kullanılacak. Örneğin pilotun sağa baktığı durumlarda uyarı ışıkları sol tarafta değil doğrudan pilotun odaklandığı sağ tarafta yansıtılacak.


Şirkete göre giyilebilir kokpit sisteminin tek avantajı pilotların uçağı daha kolay yönetmesi değil. Fiziksel kokpit kaldırıldığı için daha az malzeme kullanılırken hem maliyet hem de uçağın ağırlığı bakımından tasarruf sağlanacak. Ayrıca sanal kokpit denilen kavram bir yazılım olduğu için uçuş esnasında kokpit tamamen farklı bir görev için yeniden dizayn edilebilecek. Böylece pilot aynı savaş uçağının içinde farklı görevleri yerine getirme imkanına sahip olacak.

Tabi giyilebilir kokpit kavramı henüz prototip aşamasına gelmemiş bir ürün ve ne zaman uçaklarda test edileceği de belirsiz. Yine de altıncı nesil savaş uçaklarında karmaşık butonlar ve kadranlar yerine tamamen boş plastik bir panel görmek mümkün olabilir.

Kaynak: www.donanimhaber.com

6
Kutlamalar ve Tebrikler / 30 Ağustos Zafer Bayramı
« : Ağustos 30, 2018, 10:00:29 ÖÖ »
Türk milletinin ve TSHKK ailesinin Zafer Bayramı kutlu olsun.

7
Havacılık ve Savunma / Elektrikli Uçak X-57
« : Haziran 24, 2018, 03:17:15 ÖS »
NASA X-57'yi uçurmaya hazırlanıyor



 

NASA'nın üç yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı X-57 isimli elektrikli uçağında ikinci aşamayı tamamlamak için çalışmaları sürdürüyor. Uçağın son hali içinse zaman çizelgesi belirlenmiş değil.

NASA'nın uzun bir süredir geliştirmek için uğraştığı elektrikli uçağı X-57, ilk kez 2016 yılında Amerikan Havacılık ve Uzay Bilimleri Enstitüsü'nün (AIAA) açılış konuşmasında duyurulmuştu. X-57'yi geliştirme sürecinde 3 yılı deviren NASA, uçağın tam performansla havalanması için geliştirme safhasını dörde ayırmış halde. Mod I, II, III ve IV olarak belirlenen bu aşamaların her birinde uçak istenilen seviyeye bir adım daha yaklaşıyor. Mod I aşamasını tamamlayan NASA şimdi Mod II aşamasındaki ilk uçuş için uçağı hazırlamaya çalışıyor.

Donanım Haber'de yer alan habere göre; Ana motorlar değişecek Maxwell kod adıyla da anılan uçakta itiş gücünü sağlamak için bugüne kadar benzerine pek rastlamadığımız yeni bir sistem test edilecek. Dağıtılmış elektrikli tahrik olarak isimlendirilen bu sistem uçağın kanatlarının ön kısmına yayılmış 12 küçük elektrikli motor ve iki ana motora dayanıyor. Bu motorlar havayı doğrudan kanatların yüzeyinden hareket etmeye zorlarken uçağın kalkışını da kolaylaştırıyor. Bu konsept ile yeterli kaldırma ve itme gücü oluşturmak için gerekli olan enerji ihtiyacı azaltılarak verimlilik sağlanıyor. Aynı zamanda uçaklarda elektrikli motor kullanmanın getirdiği ağırlık problemi de kısmen de olsa ortadan kalkmış oluyor.

Tabi bu konseptin test edilip onaylandığını söylemekte de fayda var. NASA X-57'nin dağıtılmış elektrik tahrik sistemini bir kamyonun üzerine sabitlenen uçak kanatları üzerinde test etti ve sistemi onayladı. Böylece Mod I aşaması tamamlanıp sistem ilk testten başarıyla ayrılmış olsa da motorlarda kullanılan bataryalar aşırı ısınma problemine neden oldu ve NASA, Mod II aşamasında dağıtılmış elektrikli motor sistemini kullanmayacağını farklı bir sistemi deneyeceğini açıkladı.

İlk uçuş 2019'da olabilir X-57 projesinin lideri Nick Borer, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamasında bazı gecikmeler yaşadıklarını ve ilk Mod II uçuşunun 2019'a kadar yapılamayacağı açıkladı. Bu konu üzerinde çalıştıklarını ve uçuşu bir an önce gerçekleştirmek istediklerini belirten Borer'in açıklamalarına göre Mod II uçuş testinde dağıtılmış elektrikli tahrik sistemindeki iki ana motorun yerine gaz türbini motoru yer alacak. Ayrıca uçakta Electric Power Systems'in geliştirdiği batarya modülleri de bulunacak.

Mod II aşamasıyla hibrit elektrikli uçak uygulamasına yaklaşan NASA, Mod II uçuşunu gerçekleştirdikten sonra Mod III aşamasına geçecek ve X-57'nin üzerinde motorları barındıran ince kompozit kanatlarını oluşturmaya çalışacak. Uçağın artık tamamen hazır olacağı Mod IV aşamasında ise X-57 artık dağıtılmış elektrik tahrik sisteminde güç alarak ilk yolculuğunu yapacak ancak bu aşamalar için henüz net bir zaman çizelgesi oluşturulmuş değil.

Kaynak: www.airporthaber.com

8
Konusuz Konular / Tek Başlı Kartal
« : Haziran 23, 2018, 10:46:34 ÖÖ »
Hava Kuvvetleri'nin Sembolü Neden Kartal?



Bu satırlarda bazen Eski Tarihten, Mitolojiden, Dinlerden, bazen de yaşadığımız olaylardan ve gerçeklerden yola çıkarak makaleler bulacaksınız. Bu makaleleri okurların değerlendirmelerine sunarken onların düşünce yumağında bir kıvılcım oluşturmak amaçlanmıştır.

Semboller enerjilerin akışını sağlayan anahtarlardır. Evrende tesadüf diye bir şey olmadığına göre, her şeyin bir açıklaması vardır ve semboller insanların, kültürlerin ve inançların arasında bir köprü oluşturabilir. Semboller güçlüdür çünkü hangi duyguyu uyandırırsa uyandırsın izleyici bu duygu ile sembolize edilmiş kavram arasında bağlantı kurar. 

Kurumlar ve insanlar birbirine benzetilebilir. Onlar da insanlar gibi doğar, büyür ve olgunlaşır. İnsanlardan farkı kendini sürekli olarak yenileyip uzun ömürlü olabilmeleridir. Kurumlar da insanlar gibi kişilik özelliği taşır. Her kurum, kendisini diğerlerinden ayıran bir kimliğe sahiptir. Bir kurumun kimliğini, ait olduğu kültür örüntüsü ile sahip olduğu düşünce, tutum, davranış ve fiziki özellikleri belirler. Nasıl insan olmadan kişilikten söz edilemezse, kurum olmadan da kurumsal kimlikten söz edilemez. Bu nedenle önemle belirtmek gerekir ki formu ne olursa olsun kurumsal sembol dikkatlice geliştirilmelidir.

      Türk Hava Kuvvetlerinin sembolü tek başlı Anadolu Selçuklu kartalı olarak tescil edilmiştir. Orta Asya Türk inancına göre; insanlara gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refakat eden koruyucu varlıklar kuş şeklindedir ve bunların başında da kartal gelmektedir. Bu kuşların arasında birçok ulusu etkileyen kartal, her yeri görebilmesi nedeniyle tanrısal bir anlam da ifade etmiştir.

Dünyanın henüz yuvarlak olduğu keşfedilmeden önce insanlar yeryüzünün sonsuz bir düzlük olduğuna inanırdı. Her medeniyet farklı zamanlarda varlığını ve bununla birlikte yaradılışını sorguladı. Doğada bulunan hayvanlara ve canlılara farklı anlamlar yüklediler, mitler oluşturdular. Kartal özellikle çift başlı olarak kullanıldığında, birleşerek artmış gücü temsil ettiğine inanılmaktaydı. Kartal başlarının birinin sınırsız geçmişe diğerinin ise sonsuz geleceğe baktığına ve Anadolu'nun konumu itibarı ile doğunun ve batının hâkimiyetini de temsil ettiğine inanılırdı.

Bilinen en eski kültürlerden olan Maya kültüründe kartalın çok özel bir yeri ve anlamı vardı. Dikkat çeken en önemli tanımı; Cennetle dünyanın arabulucusu olmasıdır. Kartallar bulundukları yüksekliklerin ve keskin zekâlarının sayesinde maddi zenginliklere sahiptirler ve çok kısmetlidirler. Değer yargıları sağlam, güçlü ve sabırlı habercilerdir. Bu özellikleri nedeniyle ruh rüzgârlarının kanatlarında uçar, umut ve güven sunarlar.

Günümüz astrolojisini andıran yorumların yapıldığı özel Maya takvimine göre, kartal kişilerin özellikleri de bir hayli ilginçtir. Buna göre kartal kişiler çok detaycıdır. Teknik becerileri gelişmiştir. Kanatları onları yükseklerde tutarken başkalarına hizmete yürekten hazır oldukları için evrenin onlara sunduğu bolluk içinde yaşarlar. Eğer kartal aşırı hırslı, yarışmacı ve sahiplenici olmaya başlarsa, aç gözlülük ve kıskançlık onu yükseklerden düşürür. Hareket özgürlüğü ile kutsanmış kartallar, hayalci düşüncelere kapılmamalı, gerçeklerden uzaklaşmamaya dikkat etmelidir. Sorunları çözmek yerine uçarak kaçmak arzusuna kapılırsa, bu sanal emeller onları hatalara düşürebilir.


Kaynak: www.kokpit.aero

9



ABD Senatosu’nda Savunma Bakanlığı’nın bütçesi onaylanırken Türkiye ile ilgili çok önemli bir madde de 10’a karşı 85 oyla yasalaştı.

Öncelikle bugün itibari ile 60 günlük süreç başlıyor. Türkiye’ye başta F-35 olmak üzere CH-47F Chinook ağır nakliye helikopterleri, F-16 ile AH-1 Cobra yedek parçları ve S-70 Black Hawk helikopterlerini içeriyor.

KAPSAMLI RAPOR HAZIRLANACAK

Yasalaşma ile birlikte 60 günlük süreçte Pentagon yani Amerikan Savunma Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı ile ortak rapor hazırlayacak. Türkiye ve ABD ilişkileri masaya yatırılacak. Bu rapor, senatoya sunulacak. Rapor tamamlanıncaya kadar Türkiye’ye Savunma Bakanlığı üzerinden silah aktarımı yapılmayacak.

ONAY BAŞKANDA

Tasarının yasalaşması için Başkan Trump'ın onaylaması gerekiyor. Ondan önce de Konferans Komitesi olarak bilinen ortak bir komisyonda tek yasa tasarısı haline getirilmek zorunda.

F-35 ETKİLENECEK Mİ

21 Haziran’da Lockheed Martin tesislerinde Türkiye’nin alacağı iki F-35’in teslimat töreni var. Ancak uçaklar bir yıla yakın süre ABD’de kalacak. Pilot ve teknisyenlerin eğitimleri yapılacak. F-35 teslimatına kadar konunuh kısa sürede netleşmesi bekleniyor.


Kaynak: www.kokpit.aero

10
Havacılık ve Savunma / ATAK zorlu testlerden geçiyor
« : Haziran 18, 2018, 05:41:17 ÖS »
Son yıllarda terörle mücadelede en önemli silahlardan biri haline gelen yerli üretim Atak helikopterlerinin her biri asker ve polise teslim edilmeden önce zorlu testlerden geçiyor. TUSAŞ/TAI tesislerinde uçuş testlerini gerçekleştiren 11 pilottan biri olan, aynı zamanda TUSAŞ Uçuş Okulu Eğitim Müdürü Barış Yakar, bu zorlu süreci Hürriyet’e anlattı:

“TUSAŞ/TAI’de uçuş okulu 2010’da kuruldu. Asıl amacımız, pilot yetiştirmekten öte TUSAŞ/TAI’nin ürettiği helikopterlerin eğitimini müşteriye direkt vermekti. Dünyadaki bütün uluslararası firmalar Boeing, Airbus olsun bunu yapıyor. Bu uluslararası bir stratejidir. Bunun da ilk başlangıcı 2012’de Atak projesiyle oldu. Kara Kuvvetleri’ne şu ana kadar yaklaşık 80 civarında pilot yetiştirdik, 9 da Jandarma Genel Komutanlığı’na. Burada Atak yer eğitimlerinin yanı sıra, uçuş eğitimini gece ve gündüz atış eğitimleri dahil olmak üzere veriyoruz. Uçuş testinden önce yerdeki süreç var. Üretim bandından çıkan hava aracı, kalite sisteminden geçiyor. Sonra uçuş hattına geliyor. Uçuş hattındaki teknisyenler ve oradaki ekip, kendi ilgi alanlarında olan her şeyi kontrol ediyor, yer testlerini yapıyorlar. Bu testlerde bütün limitleri zorluyoruz.

(Test uçuşları riskli mi?) Hiç uçulmamış bir model... O gerçekten riskli. Mesela T625 helikopterimiz var, hiç uçulmamış, yeni bir şey üretmişsiniz, bunun uçuşu işte riskin tanımı. Burada limitler zorlanmaz, sadece helikopter yerden kesilir belli bir irtifada bekler, ondan sonra yere inilir. Türkiye’de test pilotluğu yapan tek yer burası. Test pilotu, çok değişik şartlarda uçuş tecrübesine sahip olmalı, ormanlık bölge, dağlık bölge, gece uçuşu gibi. Bu şartları taşıyan pilotlarımızın sayısı az. Test uçuşunun barındırdığı risklerden dolayı da test pilotu kolay bulunmuyor. Tecrübeli pilotları, cımbızla çeker gibi çekmemiz lazım.

ATAK VE KOBRA FARKI

Atak helikopterinde cirit, Umtas ve Lumtas üç tane füze sistemimiz var. Bir de Stinger var, şu anda onaylı testleri de yapıldı. Cirit ve Lumtas lazer güdümlü füzelerle hedefi en yakın 5 ile 8 kilometreden görebiliyorsunuz. Ben TSK’da Süper Kobra pilotuydum. Onunla karşılaştırabilirim. Ben teröristi vuracaksam, görmek için hedefe yaklaşırım. Bu da karşı tarafa görünmek demektir. Ancak Atak helikopterinin en büyük avantajı, hedefe istediğimiz mesafede yaklaşabilmemizdir. Ben 5-8 kilometreden hedefi görebilirim ama kobrada daha çok yaklaşmanız gerekir. Atak’ta sistemlerinden dolayı daha çabuk karar verebiliriz, çünkü avcı modülüyle önünüze daha çok bilgi sunar ve pilotu daha az yoran unsurlar barındırıyor.

TUSAŞ/TAI’nin üzerinde çalıştığı yeni Atak helikopterinde hem bizim hem de TSK’da uçan pilotların görüşleri alınıyor. Onlardan gelen bilgileri biz buraya ekliyoruz. Bizim en büyük know-how’ımız TSK pilotları.

DÜNYADA BİR-İKİ TANESİ BUNU YAPABİLİR

“(Antalya Eurasia’da Atak’la ters takla atılması) Helikopterin aerodinamik yapısı olarak loop dediğimiz o hareketi genelde çok az helikopter yapabilir. Bunu yapabilen dünyada bir-iki tane var, bunlardan bir tanesi de Atak helikopteri. Ama bu riskli bir hareket. O taklayı, TSK personeli attı. Havacılıkta sıfır risk diye bir şey yoktur, risk yönetimi vardır. Biz pilotlar olarak riski biliriz ve riski yönetiriz. Pilotlarımız da gerekli risk değerlendirmesini yapmışlardır, limitlerini görmüşlerdir ve değerlendirerek yapmışlar ve hiçbir kaza olmadığına göre de risk yönetimini başarıyla yürütmüşler diye değerlendirebiliriz. Takladan sonra bakıma almışlar helikopterde bir şey var mı diye, hiçbir sıkıntı yok.” (Hürriyet)

Kaynak: http://www.airporthaber.com

11
Havacılık ve Savunma / En kötü savaş uçakları açıklandı!
« : Haziran 18, 2018, 05:37:36 ÖS »
Derginin yayınladığı listenin başında, İkinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında Japonlar tarafından oldukça hırpalanan Brewster F2A Buffalo savaş jeti yer aldı. Söz konusu uçağın ‘teknolojik döngünün olması gerektiği noktasında olmadığı' belirtilen haberde, "1930'ların sonlarına kadar göreceli olarak savaşabilir durumda olan bu avcı uçağı, Pasifik bölgesindeki çatışma arenasında karşılaştığı gelişmiş uçaklarla eşleşemedi" ifadelerine yer verildi.

'DÖRTTE BİRİ KAZA SONUCU YERE ÇAKILDI'

Listede yer alan ikinci ‘konserve kutusu' ise F7U Cutlass avcı uçağı oldu. Üretildiği zaman bu uçağın ‘inanılmaz derecede yenilikçi' olduğu belirtilen makalede, ancak tasarımcıların çok kısa zamanda birçok şey yapmak istediklerini ve sonuçta bu uçakların dörtte birinin kaza sonucu yere çakıldıkları ifade edildi.

F7U Cutlass uçağını tarif eden yazar, "Kullananlar tarafından beğenilmeyen, özel bir kuyruk tasarımına sahip, geniş fakat yeterince güçlü olmayan bir uçak" nitelemesinde bulundu.

'TAKILAN MOTORLAR DÜZGÜN ÇALIŞMADI'

Sıralamanın 3. basamağına yerleşen uçaksa McDonnell F-3 Demon avcı uçağı oldu.

Pilotu fırlatma koltuğundaki kusura dikkat çekilen yazıda, uçağın özellikleriyse şöyle tarif edildi:

"Tek motorlu güverte tipi avcı uçağı, Demon'da olmayan güvenli, güçlü bir motora ihtiyaç duyuyor. Bu uçağa takılan motorlardan hiç biri düzgün çalışmadı."

'BÜYÜK İRTİFAYA KOLAY YÜKSELEMİYOR'

‘Uçan konserve kutuları' sıralamasının dördüncüsü ise Convair F-102 Delta Dagger önleme uçağı oldu. 1950'li yıllarda Sovyet yapımı uzun menzilli savaş uçaklarına karşı ABD'li tasarımcılar tarafından geliştirilen bu uçaktaki kusurlardan biri, büyük irtifaya kolayca yükselememesiydi.

F-102 iki kez modernizasyondan geçirildi ve sonunda daha gelişmiş F-106'lar ortaya çıktı.

Listenin 5 numarasıysa Lockheed F-104 Starfighter bombardıman uçağı oldu. ABD Hava Kuvvetleri'nin birçok biriminde kullanılan bu uçağın en önemli kusuru olaraksa kaza oranlarının çok yüksek olması gösterildi.


Kaynak: http://www.airporthaber.com

12
Uzun süredir Yunanistan, hava kuvvetlerinin ana vurucu gücünü oluşturan F-16’ların modernizasyonu için para arıyordu. Büyük tartışmalar ve hatta son aylarda Ege Denizi’nde Atina’nın tırmandırdığı kriz sonrasında Başbakan Aleksis Çipras toplam 1,2 milyar Euro’luk modernizasyon programı onaylandı.

ABD, Yunanistan’a yaptığı teklifte 30 Nisan’a kadar süre vermişti. Yunan Savunma ve Dışişleri Konseyi (KYSEA) bugün kararını verdi ve 85 adet F-16 Block 52+ ve Block 52+Adv’nin modernize edilerek F-16V Block 72 standardına yükseltilmesini onayladı.

Plana göre ilk F-16 bu yıl içinde ABD’ye gidecek. Modernizasyonu gerçekleştirildikten sonra Yunanistan’a dönecek. Kalan F-16’ların tüm modernizasyonu Yunanistan’da yapılacak. Hedef her yıl 12 adet uçağın Block 72 standartlarına yükseltilmesi.

ESKİ F-16’LAR DAHİL EDİLMEDİ

Halen Yunan Hava Kuvvetleri’nin elinde 125 adet F-16 bulunuyor. Ancak daha eski olan 1980’lerde envantere giren Block 30 yaklaşık 40 adet F-16 ise modernize edilmeyecek. Bu uçakların ilerleyen yıllarda önce eğitimde kullanılması ardından da gövde ömürleri tamamlandıkça envanter dışına çıkması öngörülüyor.




HANGİ AŞAMALARDAN GEÇİRİLECEK

Yunan Savunma ve Havacılık Dergisi Ptisi Diastima’nın haberine göre Yunan Block 52+ ve 52+Adv serisi F-16’ların radar ve elektronik sistemlerinde ciddi bir modernizasyon yapılacak. İşte değişecek ve yerine konulacak sistemler:

- AESA AN / APG-83 SABR

Northrop Grumman tarafından geliştirilen ve Amerikan Hava Kuvvetleri için de sipariş verilen sistem, “F-16 için beşinci nesil radar” olarak tanımlanıyor. Yeni nesil gelişmiş silahların kullanılmasına imkan sunan radar, geniş arazide yüksek çözünürlükle haritalama sağlıyor. Aynı anda bir çok hava ve kara hedefi radar tarafından takip ediliyor.

İşlem hızı çok yüksek olan radar, geniş bir alanı tarıyor. Küçük hedefler çok daha iyi takip edilebiliyor. Radarın gelişmiş bir deniz modlarının de yer aldığını eklemek gerekiyor.

- Dijital Uçuş Kontrol Bilgisayarı

Halen F-16’larda kullanılan sistem geliştirelecek. Ayrıca yolcu uçaklarında olduğu gibi Otomotik Yer Çarpışma Uyarı Sistemi (AGCAS) da uçaklara takılacak. Bu sayede kaza oranlarının da azaltılması öngürüloyor.

- Diğer Sistemler:

Modernize edilmiş ADTE (Upgraded Central Air Data Computer)

-CDEEU (Common Data Entry Electronics Unit)

-IPDG (Improved Programmable Display Generator)

-MMR ILS (VOR destekli)

-EGI / INS LN-260, SAASM (Selective Availability Anti-spoofing Module) destekli

-LINK 16 MIDS-JTRS

-Net-Centric Digital Recorder (NCDR) Quad Channel

- Dijital Veri Kayıt Sistemi: Uçaktaki tüm sistemler, dijital uçuş veri kayıt sistemi ile takip edilecek. Aynı zamanda sistemden kaza sonrasında da yararlanabilecek.

- Kokpitteki sistemler

- CPD HD 6 × 8 inch ekran

- ADTE / ADTC data transfer sistemi

- Özel kokpit aydınlatma

- 2 adet kablosuz ARC-238

- 4x4-inch renkli MFD,

EKLENEN SİLAHLAR

- AGM-154C JSOW, GBU-31/38 JDAM, GBU-50 EGBU (EP-II), GBU-16 PW II

- BRU-57

- Sniper EX hedefleme podu veya DB-110 keşif podları





MODERNİZE EDİLEN F-16’LAR EGE’DE DENGEYİ BOZAR MI?

Yunanistan’ın gerçekleştireceği modernizasyon sonrasında gözler Türkiye tarafına çevriliyor. Bu modernizasyon Ege’de dengeleri nasıl etkiler?

Öncelikle Türk Hava Kuvvetleri’nin vurucu gücünü halen F-16 ve F-4E 2020 savaş uçakları oluşturuyor. Mevcut yapıda Yunanistan’ın modernizasyonu bir avantaj. Ancak Türk Hava Kuvvetleri’nin F-35A’ları teslim almasıyla birlikte tartının Türkiye tarafı çok daha ağır basmaya başlayacak.

Yunanistan’ın F-16 modernizasyon kararı, yeni uçak alamaması nedeniyle yapılıyor. Türkiye’nin de önümüzdeki yıllar içinde elindeki Block50 ve Block50+ F-16’lar için bir modernizasyon planı da bulunuyor.

Bu açıdan mevcut durum ve F-35’lerin envantere girmesiyle Yunanistan’ın modernizasyonu dengeler de çok da büyük bir bozulmaya neden olmayacak.

İLK YUNAN F-16’SI 1988’DE TESLİM EDİLDİ

Türkiye’nin 1984’te F-16’yı yeni nesil savaş uçağı seçmesinin üzerine Yunanistan da aynı tip uçağın alımı için düğmeye bastı. 1987’de nihai anlaşma imzalandı. Buna göre Yunanistan, F-5A uçaklarının yerine 34’ tek kişilik C, 6’sı da çift kişilik eğitim modeli olan F-16’nın Block 30’larından 40 adet alacaktı.

Tarihler 18 Kasım 1988’i gösterirken ilk Yunan F-16’sı teslim edildi. Bu uçalar aynı Türk F-16’ları gibi General Electric F110-GE-100 motoru kullanıyordu. Yunanistan’ın programına Peace Xenia adı verilmişti.

Kısa sürede Yunan Hava Kuvvetleri F-16’da harbe hazır oldu. Ege’de iki ülkenin F-16’ları yavaş yavaş karşıya gelmeye başlamıştı. Yunanlılar, Ege’de F-16 ve Mirage 2000 uçakları ile hava üstünlüğünü sağlamaya çalışıyordu.





İKİNCİ PAKET F-16 ALIMI

Uçaktan memnun kalan ve ABD ile ilişkilerini geliştirmek için Yunanistan Peace Xenia Programı’nın ikinci aşaması için düğmeye bastı. 1993’te 40 adet Block 50 F-16 alımı için anlaşma yapıldı. Toplam 40 uçaktan oluşan ikinci paketin teslimatı 22 Mayıs 1997 tarihinde başladı. Bu uçaklar içinde General Electric motoru seçildi.

Yunanlılar üçüncü paket F-16 ihtiyaçlarını ABD’ye 2004’te bildirdiğinde ekonomik kriz öncesinde bu paranın yine F-16’lara ayrılması, başta Eurofighter ve Rafael önerileri sunan Avrupalı ülkeleri kızdırdı. Yunanistan bu sefer 50 adet F-16 Block 52 uçak için ABD ile anlaşma yaptı. Bu uçakların uzun süre havada kalabilmesi için gövde üstü tankları eklenmişti. Uçaklarda ayrıca Pratt&Whitney serisi motorlar da kullanılması dikkat çekiciydi.

Yunanistan son uçak siparişini 2009’da verdi. ABD’den 20’si tek kişilik C, 10’u da çift kişilik D olmak üzere 30 adet Block 52 F-16 alımı yapıldı.


Kaynak: www.kokpit.aero

13
Havacılık ve Savunma / Türkiye'den F-35 resti: Program çöker
« : Mayıs 08, 2018, 06:27:06 ÖS »
ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Görgün, Rusya'dan S-400 alımı nedeniyle ABD'nin F-35 projesinden Türkiye'yi çıkarmasının, savaş uçağı programını çökerteceğini söyledi. Görgün, savunma sanayii alanında uygulanacak ambargoyla Türkiye'nin darboğaza girmeyeceğini belirtti.


F-35’lerin Türkiye’ye teslimatını engellemek için ABD Kongresi’ne yasa tasarısı sunuldu
Basın yayın organlarının Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Görgün, savunma sanayii alanında dünyanın ilk 100 şirketi arasında yer alan ASELSAN'ın bazı projelerini, kurumun fabrika alanı içinde yer alan entegrasyon ünitesi içinde tanıttı.
Türkiye'nin savunma sanayii alanında uygulanacak bir ambargo nedeniyle darboğaza girmeyeceğini ifade eden Görgün, Rusya'dan S-400 füzeleri alımı nedeniyle ABD'nin F-35 projesinden Türkiye'yi çıkarmasının, savaş uçağı programını çökertebileceğini dile getirdi.

'TÜRKİYE F-35 PROGRAMININ ÖNEMLİ ORTAKLARINDAN BİRİ'

CNN Türk'ün aktardığı habere göre, hisar füzeleriyle ilgili bilgi veren Görgün, yerli hava savunma sistemi çalışmalarının test aşamasına geldiğini, sistemin hem Rusya hem batı sistemine entegre olabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.


Türkiye'den ABD'ye: S-400 ve F-35 anlaşmaları birbirinden ayrı tutulmalı
Beşinci nesil savaş uçağı F-35'lerin Rusya'dan alınacak S-400 füzeleri nedeniyle Türkiye'ye satışının yapılmayacağı iddialarının sorulması üzerine Görgün, "Bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Türkiye, F-35 programının önemli ortaklarından biri. F-35 uçaklarının elektronik har sistemlerinde TAI ile birlikte desteklerimiz olacak. Bu projeninin önemli bir parçasıyız. Dışında bırakılmamız programı çökertir" dedi.
ABD Kongresi'nde bazı senatörler, F-35'lerin Türkiye'ye teslimatını engellemek için yasa tasarısı sunmuştu.

'AMBARGOYA KARŞI HAZIRIZ, TÜRKİYE'Yİ DARBOĞAZA SOKMAZ'


Almanya Başbakanı Merkel'in partisi: Türkiye, Afrin'den çekilsin
Görgün, Afrin operasyonu nedeniyle Batılı bazı ülkelerin Türkiye'ye örtülü ambargo uygulamasını gündeme almalarının sorulması üzerine şunları söyledi:
"ASELSAN'ın kuruluşu, Türkiye'ye karşı uygulanan bir ambargo ile başlamış. Biz bütün bunlara hazırlıklıyız. Geçici bazı yaklaşımlar olabilir. Ama bizi darboğaza sokacak bir durumu gözlemlemiyoruz. Yurt dışından alternatifli alım yapıyoruz. 63 ülkeye ihracat yapıyoruz. Geçen yıl üretemimizin yüzde 15'ini ihraç ettik. Ülkelerin birbirlerine geçici olarak yaklaşımları olabilir. Tedbirli çalışıyoruz, ambargo olsa bile yurtdışı alımlarımızda tek tedarikçi değil, birden çok alternatif tedarik olmasına gayret ediyoruz."


Kaynak: tr.sputniknews.com

14
Merhaba, Falcon BMS 4.33'i kullanıyorum. aşağıda sistem özelliklerim ve karşılaştığım sorunu yanıtlanmak üzere sizlere gönderiyorum. Şimdiden yardımınız için teşekkürler.

Sistem Özelliklerim.
İşletim Sistemi : Windows 10 64 Bit
Ram : 8
İşlemci : I7
Ekran Kartı : NVIDIA GEFORCE GTX 950M

Sorunum Aşağıdaki gibidir.

FalconBMS 4.33'te grafik ayarlarında video card bölümünde GTX950M i göremiyorum. Sadece intel görünüyor. Bunun nedeni nedir veya intel görünmesi normal midir?





15
TUSAŞ Motor Sanayi tarafından üretilen yerli motor ile ilk kez havalanan ANKA, testten başarı ile geçti.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) ve TUSAŞ Motor Sanayi AŞ (TEI), yine TUSAŞ tarafından üretilen insansız hava aracı(İHA) ANKA için yerli bir motor üretmek amacı ile 31 Ekim 2014 tarihinde bir sözleşme imzalayarak ANKA-S Motor Modifikasyon Projesi'ni başlatmışlardı. Fakat proje kapsamında geliştirilecek PD170 İHA motorları üretilene kadar ANKA’nın motor ihtiyacına bir çözüm bulunması gerekiyordu.

Hal böyle olunca TEI’nin yeni bir İHA projesi oluştu. Proje kapsamında TUSAŞ tarafından seçilen sivil havacılık motoru, ANKA’nın ihtiyacı olan güce ve dayanıklılığa ulaşacak şekilde yeniden elden geçirildi. Çalışmalar sonucunda motor, 155 beygir gücünde, 165 kilogram ağırlığında, 30 bin feet irtifada görev yapabilen bir İHA motoruna dönüştü.





TEI tarafından gerçekleştirilen testlerin tamamlanmasının ardından ANKA’da kullanılmak üzere modifiye edilmiş ilk motor Aralık 2017’de teslim edildi. Motoru teslim alan TAI, çeşitli entegrasyon, doğrulama ve yer testlerinin ardından 20 Şubat 2018 tarihinde farklı yükseklik ve hızlarda motoru test etti ve başarılı sonuçlar elde etti. Fakat ANKA’nın doğrulama ve kalifikasyon işlemleri devam edecek.

Milli ve yerli İHA üretmek için son derece önem taşıyan projede seri üretime girecek motorların imalatı ise devam ediyor. TEI ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında 27 Aralık 2012'de imzalanan Operatif İnsansız Hava Aracı Motoru Geliştirme Projesi kapsamında TEI tarafından üretilen 170 beygirlik İHA motorları ise geçtiğimiz günlerde TAI’ye teslim edildi.


Kaynak: www.webtekno.com

Sayfa: 1 2