Şimşek zıt elektrik yüklü bulutlar arasında meydan gelen bir akımdır. Bilindiği gibi sivri uçlar yıldırımı çeker. Uçak böyle bir bölgede yol alırken yıldırımın taşıdığı akım uçağın önünden, yani sivri ucundan veya kuyruğundan, yani diğer sivri ucundan, girer ve ters yöndeki uçlardan çıkar. Dolayısıyla yıldırım çarptığında uçak bir devre elemanı haline gelir. Uçak gövdesi, hafif ve iletken bir metal olan alüminyumdan yapılır. Yıldırımın gövdeye aktardığı akımı alüminyum taşıyarak diğer uçtan dışarı atar, kimseye bir şey olmaz. Alüminyum kaplı gövde, akımı uçağın bir uçtan diğer ucuna iletirken iç kısımlara geçmesini önlemek zorundadır. Uçaklar bu basit mühendislik önlemi alınarak üretilir. Herhangi bir nedenle gövde şimşeğin aktardığı akımı taşıyamaz ise problem ortaya çıkar. Bazı uçak gövdeleri elektriği alüminyum kadar iyi iletmeyen kompozit malzemelerden yapılmaktadır. Yıldırım çarpması ile gövdeye giren akımı uçaktan dışarı atmak için gövde üzerine bir kafes gibi iletken malzeme yerleştirilir. Buna Faraday kafesi denir. Mühendislik ve fen eğitimi almış, hatta lise sınıflarında fizik dersi almış her öğrenci Faraday kafesinin ne anlama geldiğini bilir. Kafes gövdeye yıldırımın aktardığı akımı dışarı atan akımı içeriye geçirmeyen bir düzenektir. Uçaklar böyle donanımlara sahiptirler.