Kore Savaşı
23 Kasım 2010da Kuzey Korenin Güney Koreye ait Yeongpyeong adasına topçu ateşi açmasıyla başlayan gerilim halen gelişerek devam etmektedir. Öncelikle ikisi sivil dört Güney Korelinin hayatını kaybettiği bu gerilim, Kore Savaşının bittiği 1953 yılından bu yana karşılıklı gerçekleştirilen en şiddetli çatışma olmuştur. Daha önce de iki Kore arasında sınır bölgelerinde silahlı çatışmalar olmakla birlikte, bunlar ya aradaki tampon bölgede ya da deniz sınırında devriye gemileri arasında yaşanmıştır. Üstelik bu tür çatışmalarda her iki taraf da birbirlerini çatışmayı başlatmakla suçladıkları gibi, çatışma sırasında ölen ya da yaralananların tamamı askerlerden oluşmaktaydı. Bu sefer Kuzey Kore sivillerin de yaşadığı bilinen bir adaya hedef gözetmeksizin top ateşi açmıştır. Saldırı sonrasında tüm dünya kamuoyunun dikkati Kore Yarımadasına yönelmiş ve acaba yeni bir savaş mı çıkıyor endişesi doğmuştur.
Kuzey Korenin Kontrollü Gerilim Stratejisi
Aslında son saldırı Kuzey Korenin yıllardır izlediği kontrollü gerilim politikasının cüretkâr bir örneğidir. Bu noktada bazı ayrıntıları dikkatle incelemek gerekmektedir. Öncelikle bu saldırı, Kore Savaşı'nın bir ateşkes anlaşmasıyla sona erdiğinde belirlenen geçici sınır hattının tartışmalı bir bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Sarı Denizde fiilen Güney Korenin kontrolünde olup da Kuzeyin da hak iddia ettiği bir denizalanı bulunmaktadır. Kuzey Kore buradaki sınırı tanımadığını vurgulamak için düzenli aralıklarla bu bölgeye savaş gemisi göndermektedir. Hatta birkaç yılda bir burada meydana gelen çatışmalarda her iki taraftan da can kayıpları yaşanmaktadır.
Son on yıl içerisinde bu tartışmalı bölgede onlarca çatışma yaşanmıştır. Mart 2010da 46 denizcinin hayatını kaybettiği Güney Kore savaş gemisi de bu bölgedeyken batırılmıştır. Yine geçen hafta Kuzey Korenin topçu ateşine maruz kalan Yeongpyeong adası hemen Kuzey Kore açıklarında bulunan ve tartışmalı bölge içinde yer alan beş küçük adadan biri olup üzerinde daha çok askeri üsler bulunmaktadır. Bu adalarda yaşayan az sayıda sivil de genelde askeri üslere hizmet sunan sektörlerde çalışmaktadır.
Ayrıca gerek 46 denizcinin öldüğü Güney Kore savaş gemisinin batması olayında, gerekse son gerçekleşen ada saldırısında, Kuzey Kore doğrudan ve açıkça sorumluluğu üstlenmemiştir. Can kayıplarının fazlalığından dolayı Güney Kore ve dünya kamuoyunda infiale sebep olan gemi batma/batırma olayında Pyongyang yönetimi, uluslararası komisyon raporuna rağmen sorumluluğu üstlenmemiş ve Kuzey Kore torpidosuyla geminin batırıldığı iddialarını tahrik olarak nitelendirmiştir.
Ada saldırısıyla ilgili olarak da Pyongyang yönetimi, öncelikle adadan kendisine yönelik taciz ateşi açıldığını ve bunun üzerine savunma hakkını kullandığını iddia etmiştir. Bu iddialar uluslararası kamuoyu tarafından tatmin edici bulunmasa da, en azından Kuzey Korenin çıkarttığı krizi tırmandırma niyetinin bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca 2010 yılı içerisinde yaşanan her iki krizden sonra Çinin Kuzey Koreyi açıkça kınamaktan kaçınıp tarafları itidale davet etmesi, Pyongyang yönetimine her şeye rağmen destek olarak algılanmıştır. Kuzey Kore bu saldırıları egemenliği tartışmalı bölge yerine Güney Koreye ait diğer alanlarda yapsa ve sorumluluğu açıkça üstlense bir Güney Kore-ABD misillemesini de davet etmiş olacaktı.
Yaşanan bu gelişmelerden sonda Kore de hiçbir kriz patlak vermemiş, iki düşman dostane adımlar atma kararı almış ve bu adımların çoğu sözde kalmıştı.
13 Şubat 2011
Güney Kore ile Kuzey Kore donanma kuvvetleri arasında sarı denizde bir çatışma gerçekleşmiştir.
Kuzey Kore tarafından Güney Kore savaş gemisi olan Kang Gam Chan yoğun torpido atışları ile batırılmıştır. Yaşanan bu olayda 65 Denizci hayatını kaybetmiştir.
Yaşanan bu gelişmeler bu coğrafya üzerinde yeni bir savaşın başlamasına neden olacaktır.
BM bu gelişmelerin üzerine hemen Güney Koreye bir heyet göndermiş ve Kuzey Koreye yönelik yeni ticari ambargolar uygulanmasını istemiştir.
Kuzey Kore Kore her zaman yaptığı gibi yapmayarak bu sefer Kang Gam Chan adlı savaş gemisinin kendi savaş gemileri tarafından batırıldığını kabul ederek Sarı Denizde hak sahibi olduğunu iddia etmiştir.
25 Şubat 2011
Kuzey Kore Hava Kuvvetlerine ait savaş uçakları Güney Kore hava sahasını ihlal etmiş Güney Kore savaş uçakları duruma müdahale etmiş ve küçük çaplı bir hava muharebesi yaşanmıştır.
Yaşanan hava muharebesinde Kuzey Kore büyük bir hüsrana uğramış döt uçağıda düşürülmüştü durumu kabullenemeyen Kuzey Kore Nuchon-ni bölgesinden Güney Kore toprakları olan Mandumi bölgesine yoğun top atışına başlamıştır.
Yaklaşık 2 saat süren bu top atışlarında 10 kişi hayatını kaybetmiş ve Mandumi hava limanı kullanılamaz hale gelmiştir.
20 Mart 2011
Yaşanan son gelişmeler savaşı kaçınılmaz hale getirmiş her iki tarafta sınıra zırhlı birlik sevkin başlamıştı.
15 Mayıs 2011
Kuzey Koreye ait tank birlikleri Mandumiye doğru yönelmiş ve tampon bölgede ilk temas gerçekleşmişti, artık savaş resmen başlamıştı
20 Mayıs 2011
Rusya ve Çin bu savaşta geçmişte olduğu gibi Kuzey Korenin yanında olacağını dünyaya duyurmuş, Birleşmiş Milletler ise bu savaşta Güney Kore ye her türlü destek için hazır olduklarını ilan etmişti.
25 Mayıs 2011
Mandumide büyük bir direnişler karşılaşan kuzey Kore bu direnişi kırmak için ikinci bir cepheden daha saldırma kararı alır. Bu cephe Sokcho Cephesidir.
Sokcho doğru ilerleyen Kuzey Kore birlikleri Sokchonun 15 mil kuzeyinde büyük bir direnişle karşılaşır, bu direniş karşısında şaşkına dönen Kuzey Kore kısa süre sonra Sokcho da konuşlu birliklerin Birleşmiş Milletlere ait olduğunu anlar.
1 Haziran 2011
Birleşmiş Miletlere ait birlikler Sokcho cephesinde büyük bir başarı kazanmış bu cephede ilerleyiş geçmiş ve Kuum-ni işgal etmiştir.

10 Haziran 2011
Kuum-ni deki kuzey yönlü ilerleyişi durduran BM birlikleri batı yönlü ilerleyişe devam etmeye başlamıştır. Bir haftalık bir çabanın sonunda BM birlikleri Hyon-ni ye girmeyi başarmıştır.

Mandumideki çatışma her geçen gün şiddetini arttırmaktadır. Çin ve Rusyanın gönderdiği birlikler bu cepheye ulaştıkça Güney Kore birlikleri ağır kayıplara uğramıştır .
Durumun fark edilmesi üzerine kuzey doğu cephelerindeki ilerleyiş durdurulmuş ve destek birlikleri kuzey batı cephelerine kaydırılmış fakat bu yeterli olmamıştır .
20 Haziran 2011
Güney Kore birlikleri Mandumideki ilerleyişe karşı koyamamış, destek gecikmiş ve Mandumi düşmüştür.

Manduminin düşmesinden sonra bm birlikleri bölgeye intikal etmiş ve şidtetli çarpışmalar yaşanmıştır.
25 Temmuz 2011
BM birlikleri uzun süren çabaların sonunda Mandumide ilerleyişe geçmiştir. Savaş birden yavaşlamış, işgaller uzun günler sürmeye başlamış, her cephede çarpışmalar şiddetlenmiş, kayıplar artmıştı.
1 Ağustos 2011
Bu gün itibariyle BM ve Güney Kore ye ait birlikler kuzey batı cephelerinde yavaş bir ilerleyişe geçmişlerdir.
Bu ilerleyişlere karşı koyamayan Kuzey Kore, Çin, Rusya itifakı ilerleyişe pararel şekilde geri çekilmeye başlamıştır.
25 Ekim 2011
Geri çekilme ile birliklte sırası ile Hajeu, Ongjin, Taetan, Kwail, Hwangju, cepheleri düşmüş Konsan kuşatılmış Kuzey Kore, Çin, Rusya ittifakı derin bir darbe almıştı.
30 Ekim 2011
Kuzey Kore, Çin, Rusya ittifakının tüm çabalarına rağmen Koksan düşmüştü. Kuzey Kore topraklarının %35 i işgal edilmişti, fakat BM ve Güney Kore birliklerinin durumu da pekte iyi değildi. Her iki tarafta ciddi kayıplar vermişti.
Bir ateşkes antlaşmasının imzalanması an meselesiydi.
1 Kasım 2011
Beklenen olmuş Kuzey Kore ve Güney Kore arasında ateş kes antlaşması imzalanmıştı.
Antlaşma sonrası haritada son durum:

DEVAM EDECEK...